Sunday, July 25, 2010

ARM101 Arman'a Giriş

Arman'ı sevebilmeniz için Arman'ın sizi sevmesi gerekir. Lakin Arman kapalı bir kitap (içindekileri belli etmediğinden), kilitli bir kutu (saklayacak bir şeyi olduğundan değil, mahremiyetinin değerini bildiğinden), sürgülü bir kapı (saklandığından değil, rahatsız edilmek istemediğinden), kör bir düğüm (çözmeye çalışır, mal olursun)... Uyandığı andaki dillere destan güzellikten bahsetmeye benim kelimelerim kifayesiz kalacak olsa ki hiç muhabbete girmeden niye, niye, niye, bu kadar gizemli bir şahıs olduğunu anlatayım size. Arman death/black/doom metal gruplarının hayalini bile edemeyeceği bir nemrutluğa sahiptir, BLACKER THAN THE BLACKEST BLACK, TIMES INFINITY! Arman'ın siniri, nefreti, intikam ateşiyle kavruk kavruk magmalaşmış kanı termometreyi o kadar zorlamıştır ki zaman-uzay düzleminin sınırlarını kırıp en dipten tekrar ortaya çıkmıştır. O kadar sıcaktır ki artık dondurur. Öyle bildiğin skindirik cip-cop cool da değildir, “Behold, the Iceman cometh.”. Soğuk bakışlarını hissederseniz tartılıp, değerlendirilip, ciğeri beş para etmez olarak sınıflandırıldığınızı ve onun huzurunda bu kadar sefil bir varlık olma cürretinde bulunduğunuz için sizden umursayamayacağınız bir şekilde nefret ettiğini bilirsiniz.
Peki bu adamın niye nasıl neden arkadaşları var? "WTF birader, anladık gönül ota da konuyor boka da ama mayına konduğunu ilk defa görüyoruz." diyorsanız Arman'ı ya 1) Benim gibi tanımaya çalışacaksınız (hiç tavsiye etmem, beni niye hala öldürmedi bilmiyorum.), ya da 2) Oturup bir tur muhabbet edeceksiniz. Muhabbet sonunda zaten kendini belli eder size karşı nasıl davranacağı konusunda. Bunu yaparken nadiren görgüsüzlük, terbiyesizlik ya da açık bir şekilde hakaret eder ama (sosyal açıdan özürlü olup ama farkında olmadığınız durumlar dışında) muhattap olmak istemediğini hissedersiniz. On the öte hand, bir içim sudur, takım oyuncusudur, entegre olabilirseniz, tabir-i gavur ile in the zone iseniz sinerji fışkırır bu adamdan, coşturur, güldürür, düşündürür, ilham verir. Sabahın köründe 3 kelimelik cümleye, biyolojik kaynaklı atmosferik değişikliklere, herhangi bir mevzuya karın ağrısından kıvranana kadar gıdaklayabilme tehlikesiyle karşılaşabilirsiniz.
Srsly though, Arman iz serious biznizz. Derdini tasasını kolay kolay anlatmaz, sizinkileri cayır cayır dinler, destek olabiliyorsa olur, olamıyorsa o da somurtur. İlk fedakarlığı hep kendisi yapmaya çalışır, karşılık beklemez, sizin derdinizi sizden çok dert eder, baldızınızı baldan tatlı bili... errr, nvm (baldız kısmını Cantürk'e yazıcaktım, düzeltiriz bilaré).
"So that's it!" ibaresine eşantiyon olarak "Söyle yalanını, skim inananı" veriyoruz Arman mevzu-bahis olduğu zaman. ARM-101 dersimize bu küçük girişimizi Blizzard oyun felsefesi gibidir kendisi diyerek burada sonlandırıyoruz, easy to learn - hard to master.

6 comments:

Arman said...

You sir, are awesome.

Byb said...

No you.

various artists said...

No, you two :)

CHan said...

Nemrutluk konusunda yerden Netherland'e kadar haklısın pirim, ama o yönden darlayınca pek datlu pek şeker bir hal alıyor kendisi...ölüm tehlikesi dahil. Gizli emom benim.

Arman said...

@various artistss: Oh hai there!
@CHan: Yüklen yüklen, sen de yüklen. Yok "sabah uyandığında çok şeker" yok "darlayınca çok datlu" falan, revenge will be mine!

CHan said...

senin emperyalist revenge'ini ben anadolunun samim kıvancıyla karşılarım gülüm ben, pis dejenere git!