"The Evil is Back" tagline'ıyla 15 Mayıs'ta piyasaya çıkacağı duyurulan, serinin son oyunu Diablo 3'ü en nihayetinde Open Beta'da test etme başarısına nail oldum. Burda asıl önemli olan, oyunu test edebilmiş olmam değil, artık gerçekten [Kabak] tadı veren World of Warcraft dışında oyalanabileceğim "yeni" bir oyun bulabilmemdi. Yoksa Blizzard bizzat açıkladı "Ya beyler anladık çok baydınız WoW'dan ve yeni bi şeyler bekliyosunuz ama srsly, çok abarttınız bu Diablo'yu. Taam güzel oyun ama yani nası desek, gözünüzde büyüttüğünüz kadar da değil.. ha ama yine alın oynayın evet." ve gerçekten de dediği gibiydi. Bu bağlamda Blizzard'ın verdiği "sözün" arkasında durduğunu söyleyebilirim ama "yeni" bir oyun bekliyorsanız, çok üzgünüm, yanlış yerdesiniz.
Öncelikle şunu belirtmem lazım, hack & slash herkesin sevdiği yada sevebileceği bir tür olmayabilir, kabul fakat Diablo I ve II'yi oynamış ya da en azından bir fikir edinebilecek kadar izlemişseniz, Blizzard'ın Diablo II'de -ve genişleme paketinde- Diablo I'in üzerine pek çok şey koyduğunu kabul edersiniz. Fenerbahçe mantığıyla düşünelim (oluv), D1'de 3 class varken, D2'de 5 class vardı ve hatta bunu genişleme paketiyle 7'ye çıkardılar (bkz. Üçün beşin hesabını yapav hale gelmek). D1 tek bir mekan (kısaca "köy" diyovuz, kafalav kavışmasın) ve aynı katedralin muhtelif (-)12 katında geçerken, D2 4 farklı köyde ve bazilyon tane farklı dungeon'da geçiyordu. Blizzard serinin ilk oyunu olan D1 ile 1996'da çığır açtı, 1999'daki ikinci oyunla o açtığı çığırı bir kaç basamak yukarı taşıdı ve 2001'de genişleme paketiyle de -görünüşe göre- açtığı çığırı kapadı. Gerçekten, D3 modern grafikler dışında elle tutulur hiç bir yenilik getirmeyen aksine, olan yenilikleri de alıp götüren, sığ ve monoton bir oyundan daha fazlası olmamış, olamamış. İşin daha da vahim tarafı, pek çok oyuncu tarafından "fazla renkli" olmakla suçlanan yeni grafikler dışında ele yüze bulaştırılmış bir Arena var (yok) ve bu adamlar D3'ü 4 sene önce duyurdular, 4 (dört)!! Literally, dünyanın parasını kazanan bir şirket nasıl olur da böylesine sıçar batırır, bünyesinde barındırdığı grafikerler nasıl olur da HALA şu lanet anime trendinden kurtulamaz, hangi yüzle oyuna gerçek paranın da kullanılabildiği bir "açık arttırma evi" koyar, nasıl olur da artık gına getiren şu "Witch Doctor" "Demon Hunter" gibi etiketlerden başka bir isim türetemez, nasıl böylesine aciz kalır aklım almıyor (lan)! Sinirlendim, durun bi.
Efem, oyuna girdiğinizde WoW'dan da tanıyacağınız bir ana menüyle karşılanıyorsunuz ve single player oynamak isteseniz bile neden Battle.Net hesabınız ile giriş yapmaya zorlandığınıza bir anlam veremiyorsunuz. Neyse ki internet bağlantınız ve bir B.Net hesabınız var. Bu adımı kolaylıkla ve üzerinde fazla düşünmek istemeden geçiyorsunuz. Karekter yaratma ekranında taaaaaam 5 seçeneğiniz var, işbu:
Barbarian: Az önce dediğimi yapıp "Niye login oluyoruz ya?" diye düşünmemişseniz seçmeniz gereken class Barbarian. Samimi söylüyorum, oynarken kesinlikle düşünmeniz gerekmiyor, mouse'unuza sağlı sollu tıklayıp arada sırada da klavyeden 1'e 2'ye basarak, hadi 3 de olur, göze çok hoş gelen, hiç bir zeka pırıltısı içermeyen ve oldukça şiddet içerikli haraketler yapıyor ve amacınız her neyse ona ulaşıyorsunuz. Bembeyaz bir teniniz ve kapkara bir sesiniz var. Bugün doğan Barbarian'lar için, erkekse Haydar, kızsa Kadriye isimlerini kullanabilirsiniz, benim için bir sakıncası yok.
Demon Hunter: Güzel kız ama bir Illidan değil. Diablo 2'deki Amazon ve Assassin yeteneklerini tek bir sınıfta toplamışlar, Torchlight I'deki Vanquisher'ın dual-wield hand-crossbow olayını eklemişler, deriyi giydirip kırbacı almışlar ve ta-daa, nur topu gibi bir DH olmuş. Erkek DH'lerde, gün ışığı girmeyen yerlerde yaptıkları ağır iş ve E vitamini eksikliğinden kaynaklanan ciddi duruş bozuklukları olsa da kadın DH'lerde (of çok kötü oldu) böyle bir sorun söz konusu değil. Topuklu ayakkabılarla çok uzağa gidemiyorlar fakat -eh- pek ihtiyaçları da olmuyor aslında. Sonuçta uzaktan pew pew, yaklaştığı zaman hopla zıpla, çelme tak, takla at, bomba at falan.. hop, ofsayt!
Witch Doctor: Boka dikilecek aklı yokken sırf anası istiyor diye random bir tıp fakültesini kazanıp, eğitiminin 5. yılında hala kadın anatomisi hakkında hiç bir şey bilmediğini farketmesinin ve buna ek olarak hala inkilap tarihinde hocanın kendisine taktığı şeklindeki ciddi iddialarının kimse tarafından kabul görmemesinin ardından isyan edip okulu bırakan doktor aday adayına dilimizde Witch Doctor denir ama oyundaki tipine bakınca "Hadi lan, Dhalsim bu." da diyebilirsiniz (bkz. Her gördüğü yamyama Dhalsim demek). WD'ların ciddi sorunları vardır, ateşle yaklaşılmaz. Ellerde siyatik, gözlerde istemsiz kas hareketleri, ağızda apse, kafada kellik ve tahta eksikliği bunlardan sadece bir kaçıdır. O sebeple dalga geçmeyin, çarpılırsınız. Kendisinde D2'deki Necromancer (adı yeter) karizmasının zerresi yoktur. Aciz, şabalak ve komiktir. Hiç arkadaşı olmadığı için arkadaşlarını genelde ölü köpek cesetlerinden, kurbağalardan, yarasalardan falan kendi yaratır. Parası da olmadığı için geçimini zehir tacirliğinden sağlar. Nerde itlik kopukluk serserilik ordadır bu Witch'imin Doktor'ları.. sgre!
Wizard: Fire lightning frost mor ışık (arcane), caz böz, loot. Bildiğiniz wizard yani. Erkekleri Gandalf karizmasına sahip olmayabilir ama en az Ian McKellen kadar gay'dir ve üstelik boyunları kırık olduğundan kafalarını ancak sol omuzlarına koli bandıyla yapıştırarak kadroya dahil olabilmişlerdir. Düz bir hat üzerinde koşamazlar ve genelde sola seyirtirler. Kadınlarının gözleri çekiktir ve gülerken göremedikleri için mutlu bir wizard kadınla yanyana görev yapmanız sağlığınız açısından olumsuz sonuçlar doğurabilir. Kuş kadar canları vardır ama uçamazlar. Manası biten Wizard'a Checkpoint denir.
Kendinizi rahat hissedeceğiniz class'ı seçtikten sonra dikkatinizi ilk çekecek olan şey obviously grafikler. İddia edildiği gibi TASTE THE RAINBOW tadında değil, gayet..ııı.. kıvamlı. Alıştığımız arayüz de büyük oranda korunmuş, haritanın sağ üst köşeye alınması ve eee.. haritanın sağ üst köş.. arayüz güzel. D2'deki her yerinden boy boy şişe sarkan kemerden kurtulmuşlar, onun yerine skill bar gelmiş, bu kısma dönücem. Oyunda ilerledikçe ihtiyacınız olan deneyimi size daha önce de ölmüş olan deneyimli zombiler fazlasıyla kazandırıyor lakin bir süre sonra cansız bedenlerin etrafta oldukça garip hareket ettiğini düşünmeye başlıyorsunuz. Hayır, zombilerin garip yürüdüklerinden değil, fizik motorunun abuk subuk olduğundan bahsediyorum! Fiske vuruyorsunuz, hani "Hurşit naber lan, ölmüşsün bakıyorum.." diyip yanağa çap-çap yapmak istiyorsunuz ama Hurşit daha ilk "çap"ta Lut Gholein'e kadar uçuyor! Arkada da Russell Brower tarafından yapılmış olsa da Wagner'i çağrıştıran müzik olunca kendinizi John Woo filminde hissetmeniz işten bile değil. "Hayır ben hissetmedim" diyenler mouse'larını bırakıp çıkabilirler. Önceki sürümlerdeki gibi sıralı görevler şeklinde ilerleyen oyun boyunca (evet, ünlemi gördüğünüz an çok kötü şeyler olacağını bileceksiniz) güzel olan şeyler de var, yok değil. Blizzard'ın Torchlight'tan arakladığı "para parayı çeker" sistemi güzel. Eskisi gibi yerdeki altınları almak için eğilip gecenin köründe her yeri ceza sahası olan ıssız bir ormanda kusurlu hareketler yapmanıza gerek yok, altınların yanından / üstünden koşmanız yeterli. Aynı şey item'lar için geçerli değil tabi lolz. Her yeri buram buram powerplay kokan oyunda daha da ilerledikçe artık mecburen level atlıyorsunuz, o konuda yapacak bir şey yok. İşte bu kısım ilginç çünkü (Birand gibi oldu) level atlayınca eskisi gibi dağıtacağınız 5 stat puanı ve 1 skill puanınız artık yok. Blizzard hani "herkese göre oyun" yapacak ya, "Siz o puanları yanlış dağıtırsınız şimdi, sonra bi ton bıdı bıdı, durun biz yapalım" demiş ve kimi oyuncuyu bir angaryadan kurtarırken, kimi oyuncuyu ise character customization zevkinden mahrum bırakmış. Oyundaki yetenekleriniz belirli seviyelerde otomatik olarak geliyor, siz sadece "tamam" diyip gözlerinizi kırpıştırıyorsunuz. Stat'larınız otomatik olarak her seviyede artıyor, siz hiç bir şey dağıtmıyorsunuz, SONRA BİZ TOPLUYORUZ!!1 Bu açıdan bakıldığında evet no-brainer lakin şunu da belirtmem lazım, yeteneklerinizi değiştiren yada onlara yeni özellikler ekleyen Rune Stone'lar ile beraber oyundaki yetenek kombinasyonları sayılamayacak kadar çok, bu güzel.
Beta test, level 13 ve Skeleton King ile sınırlanmış olsa da karakter ekranındaki detaylı istatistikleri göz önünde bulundurursak D2'ye nazaran daha çok stat ile karşı karşıya kalabileceğinizi söyleyebilirim. Crit chance, Crit damage, Block, Dodge gibi stat'lar veren item'lar gelebilir. Şimdilik farklı olarak sadece yerdeki gold ve health globe'ları daha uzaktan alabilmemizi sağlayan stat'ı görebildim ve bu stat'ın en azından Light Radius'tan daha "işe yarar" olduğu lakin oyuna iyiden iyiye arcade görünümü verdiği kesin. Class spesifik item'lar dışında yine her class neredeyse tüm silah ve zırhları kullanabiliyor. Arena sisteminin de bir gün dahil edilmesiyle beraber (Blizzard "Beyler biz vazgeçtik zaa xd", diyebilir de, yapmadığı iş değil) D3'e de Resillience gelir mi bilmiyorum. Gelirse şaşırmam ama kızarım. Çok.
Her ne kadar oynanış spamfest şeklinde ve Torchlight ile mukayese edilse bile, Torchlight gibi aşırı kolay değil, en azından ölebiliyorsunuz. Eskisi gibi lıkır lıkır health potion içemiyorsunuz, artık cooldown'ı var. Diğer taraftan, mesela şurdan, mob kestikçe spawn olma ihtimali olan health globe'larla bu potion açığı kapatılıyor. Oyunu, en azından ileride zorlaştıracak en önemli etkenlerin başında bence bu var. Eğer mob kesemez yada kesseniz bile globe spawn olmazsa ve damage almaya devam ederseniz ölmeniz kaçınılmaz olur. Buna ek olarak Town Portal ve Identify Scroll'lar oyundan kaldırılmış. Her ikisini de kendiniz yapabiliyorsunuz, Deckard'a kapak olsun, ölemedi gitti buruşuk! Town Portal kullanmak eskisi gibi sadece bir "zvöeei" ile olmuyor, channel etmek zorundasınız. Yani hareket edemiyor ve instant portal açamıyorsunuz. Bu sistem D2'de olsaydı heralde kimse Duriel'den ötesini göremezdi, başarılı. Öldüğünüz takdirde -ki hepimiz ölücez- eskisi gibi don-paça cesedinize koşmuyor, en son ulaştığınız checkpoint'ten -ekipmanınızla beraber- devam ediyorsunuz. Oyunda ulaşım kolaylığı sağlayan Waypoint'ler hala var ve kişisel Banner'lar dolmuş görevi görebiliyor. Oyunun diğer zorluk seviyelerinin can yakacağına eminim çünkü knock back, pull, stun, DoT gibi Diablo evreninde yeni olan mekanikler var. Diğer taraftan Arena'yı "yetiştiremeyip" rezil olan Blizzard bu sistemi dahil ettiğinde oyun daha oynanabilir hale gelebilir, sabaha kadar o zombi senin bu demon benim koşturup duracağınıza arenalarda birbirinizle şakalaşabilirsiniz. Bu sistem olmadan oyunun oldukça yavan olduğu aşikar değil mi Sebastian? Evet.
Artık World of Warcraft'ta elindeki tüm hikayeleri bitirdiğini iyice belli eden Blizzard, yeni ekmek kapısı için şimdi Diablo 3'e yöneliyor. Sanctuary adlı bir dünyada geçen Diablo serisinin önceki oyunlarında bu dünya, kahramanları ve hikayeleri hakkında pek de bir şey anlatılmazken, Diablo 3 ile ilk defa resmî olarak Sanctuary dünyasının haritası yayınlanmış, yerleşim yerleri, ırkları ve önemli olayları hakkındaki kısa hikayerler çeşitli kahramanların sesiyle oyuna konulmuş. "Nıııı, siz bilmiyonuz amaa aslında bu dünya çok eski, büssürü olay var! Var ya aklınız durur, hepsini anlatsam o-hooo.." demeye çalışan Blizzard, yazmakta oldukça zorlandığı, aslında kendilerinin de ne yaptıklarına dair pek de bir fikirlerinin olmadığı havasını çeşitli BlizzCon footage'ında gevelediği bu Lore'u yavaş yavaş bünyelere zerk etmeye başlamış. Bence güzel.. ama o Carrion Bat adlı "kötü kalpli yarasa"lara DA bir background yazmasına /facepalm yapmadan duramadım. Hayır aklınızdan ne geçiyordu en ufak bir fikrim yok. Tamam hede hüdü demon'ına, bilmem ne kuşatmasına, lesser evil'lara bir şeyler yazarsın, anlarım da, yahu götü boklu yarasaya da "lore" yazılmaz ki, mal mısınız!
4 yılda bir kaç tane copy-paste class, 3-4 tane yeni cinematic ve bir kaç farklı "mana sphere" ile Diablo 3 adı altında karşımıza çıkan Blizzard'ın gittikçe çaptan düştüğünü, iyice vasatlaştığını ve Activision adına çalışan, siyah takım elbiseli ve güneş gözlüklü bir kaç kötü adam tarafından iyiden iyiye ele geçirildiğini düşünüyorum. Beklentilerin ÇOK altında (hayır, oyuncuların beklentisi ÇOK yüksek değil) bir oyunla dönüş yapmış. Mevcut oyun, gerek yaratıcılıktan uzak içerik, gerek 4 kişiyle sınırlanmış multi player seçeneği ve gerekse Auction House saçmalığı ile uzun süre vakit geçirilebilecek bir oyun olmaktan çok uzakta. Benzer bir oyunu, daha "şeker" grafikler ve daha yaratıcı seçeneklerle çok daha ucuza satın alabilir ve en kötü senaryoda bile Diablo 3'ün şu halinden daha fazla oynarsınız. Her ne kadar çok yavan olsa da, Blizzard belki bir şekilde oyunu toparlayıp hak ettiği ve kendine yakışan yere getirebilir. World of Warcraft aceleyle çıkarılmış, her yeri hatalarla dolu ve level 60 cap ile çıkarılmış bir oyunken (hint) sadece rakibi olmadığı ve Blizz en azından bir dönem iyi çalıştığı için 11 milyona ulaşabilmeyi başardı. Aynı şey Diablo 3'te olur mu ya da olursa ne zaman olur bilmiyorum, her şeye rağmen umut vadeden bir oyun olduğunu düşünüyorum. Tam sürümünde görüşmek üzere.
Zvööeei. Fup!
No comments:
Post a Comment